EzÂn
Ezân, hicretin birinci senesinde meşrû olmuştur. Ezân ve kâmet beş vakit farz namazlar ile cuma namazında erkekler için, -ister cemaat olarak ister münferid olarak kılsın, ister hazarda olsun ister seferde olsun, ister edâ kılsın ister kâza kılsın- üç mezhebe göre Sünnet-i müek-kede-i kifâye, Hanbelîlere göre farz-ı kifâyedir. Kadınların ezân ve kâmet okuması ise mekruhtur. Ezân ancak Arapça olarak okunur, başka lisanlarla okunursa ezân olduğu bilinse bile yeterli olmaz.
Ezân, namazın sünneti olup vaktin sünneti değildir. Hatta namazı tehir müstehap olduğu yerde ezânı tehir de müstehaptır. Ezân, Sünnet-i hüdâ olup vâcip derecesinde bir sünnettir. Evinde tek başına namaz kılan kimse -isterse başka mahalleden olsun- ezân sesi İşittiği zaman ondan ezân mükellefiyeti düşer. Çünkü ezân ve kâmet cemaatin sünnetidir. Lâkin namazını cemaatle edâ etmiş gibi olması için ezân ve kâmet okuması müstehâptır.
Cemaatle namaz kılanlar -evde kılmış olsalar bile— mahallenin mescidinde okunduğunu İşittik diye ezânı terk ederlerse mekruh olur. Çünkü mahallenin ezânı münferit için ezân sayılır, fakat cemaat İçin ezan sayılmaz. Ezân her cemaat için ayrı ayrı sünnettir. Ancak seferî bir cemaat olursa ezânı terk etmeleri mekruh değildir. Lâkin okumaları müstehaptır. Seferî cemaatin kâmeti terk etmesi İse mekruhtur.
Ezân ve kâmet ile namaz kılınan bir mescidde aynı vakit namazı kılan cemâatin ezân ve kâmet okuması mekruhtur. Eğer muayyen bir imâm ve cemâati olmayan mescid olursa veya bir mescitte o mescidin cemâatinden evvel yabancılar ezân ve kâmet ile namaz kıl-mışsa ikinci cemaatin tekrar ezân ve kâmet okuması mekruh olmaz.
|