YeNiÇaĞ
02-10-2008, 19:39
Andolsun, sizin sıkıntılarınızın, problemlerinizin en
güzel çözümü, çaresi, kurtuluşunuzun şifalı reçetesi, Allah’ın Resûlü’nde.
O’nun yiğitliklerle, fedakârlıklarla, sabırla, mücadelelerle dolu örnek
hayatındadır. Allah’ın rızasını, ahiret hayatındaki mutluluğu umanlar,
Allah’ı çok zikredenler, devamlı Allah’ın dininin tebliği ile uğraşanlar
için O’nda örnekler vardır.” Ahzab Sûresi/21 (Tefsirli meal)
Yeryüzü insanının tek örneği ve tek lideri olan Peygamberimiz, bir
resûl olarak, bir insan olarak, baba ve kayınpeder olarak, damat ve ev reisi
olarak insanlığın hayatında boşluk bırakmamıştır. Peygamberimiz’in
hayatından özet olarak bir demet sunmak istiyor ve özet olarak
sunacağımız özelliklerle, kendi hayatımızı bir test yapmak istiyoruz. İşte örnek
alacağımız, ders alacağımız ve paylaşacağımız bazı güzellikler ve
özellikler:
1. Efendimiz; bizzat atını tımar eder, ağzını burnunu siler ve hoş
davranırlardı… Acaba diyorum, bindiğimiz arabaları bir idareci, başkan,
bakan, vali, müdür olarak bir defa olsun yıkayıp, temizledik mi?
2. Efendimiz; uzun tırnaklarla koyunların sağılmasını istememiş,
tırnakların kesilmesini istemişlerdir. Acaba diyorum, horoz, deve, boğa
dövüştürenler, o manzarayı seyredenler, katıla katıla gülenler,
içerisinde
bulundukları hali hiç fark etmiyorlar mı?
3. Efendimiz; kapı komşusu olan Yahudi’nin hasta oğlunu ziyaret
etmişlerdir. Bizler de zaman ve mekân şartlarımız oluştuğunda, hasta
olanları ziyaret etsek, hiç ayırım yapmasak nasıl olur acaba?
4. Efendimiz; kızı eve geldiğinde onu ayakta karşılar, iltifat eder ve
yanaklarından öperlerdi. Bizler de çocuklarımızı çarşıdan, okuldan, iş
yerinden eve geldiklerinde bazen kapılarını açsak, hatta ayağa kalkarak
karşılasak ve yanaklarını öpsek ne olur? Babalık otoritemiz sarsılır mı
dersiniz?
5. Efendimiz; ayakları acıdığında, uzatması icap ettiğinde,
yanındakilerden izin alırlardı. Kızı veya hanımı olsun fark etmezdi.
Bizler de beraber olduğumuz zaman ve mekânlarda her türlü tavır ve
hareketlerimize biraz dikkat etsek, edep ve terbiyemiz azalır mı acaba?
6. Önderimiz; yatsı namazından sonra lüzumsuz dünya bağlantılı
konuşmaları sevmez, hatta yasaklardı. Bizlerin, geç vakitlere dayanan TV
izleme oturumlarımıza bir çekidüzen versek diyorum, acaba medenî
kimliğimizi ihlal etmiş olur muyuz?
7. Önderimiz; bazen elbiselerini diker ve bazen ev işlerinde
hanımlarına
yardım ederlerdi. Biz kocalar, ihtiyaç hissedildiğine ev işlerinde
hanımlarımıza yardımcı olsak, erkekliğimiz, reisliğimiz buharlaşır mı
acaba?
8. Önderimiz; kuduz köpeğin dahi işkenceye tabi tutulmamasını
istemişlerdir. Çağdaş dünya, insanlara yapılan işkenceleri parlamenter
sistemlerin gündeminden hiç düşürmüyor. Mutlak Örneğimiz’in yaşadığı asrı
çağdışı ilan edenlerin, kendileri mi çağdışında yaşıyor acaba?
9. Rehberimiz; kendilerini çağıran herkese “buyur” diye karşılık
verirlerdi. Bir amir memuruna, bir patron işçisine, bir müftü müezzinine
acaba ömrü boyunca bir defa da olsa “buyur” dediler mi?
10. Rehberimiz; insanın yüzüne vurmayı yasaklamıştır. Günümüz
dünyasında
hanımının, kız ve oğlunun yüzüne vurarak döven anne ve babalar,
şefaatlerini istediği Peygamberimiz’in neresinde olduklarını hesap
ediyorlar mı acaba?
11. Örneğimiz; kahkaha ile gülmemiş, “böyle gülmenin kalpleri
öldürdüğünü” buyurmuştu. Günümüz insanı, ekran başlarında, “Şakacı”,
“Çocuklar duymasın” programlarında gözleri yaşarırcasına gülmemizin,
hangi
terazide tartılacağını tahmin ediyor muyuz acaba?
12. Örneğimiz; üzüldüğü zamanlarda namaz kılarlardı. Üzüntü ve
sıkıntılarımızda namazdan değil de, sövmeden, küfretmeden, sigaradan
yardım
istemenin, dinin neresine konulacağını biliyor muyuz acaba?
13. Her şeye rağmen, Peygamberimiz’den, Rehber ve Örneğimiz’den 1400
sene sonra dünyaya gelmemize rağmen, 1400 sene önceki hayatı benimsemiş,
bunun ötesinde o hayata, hayatımız demiş, getirdiği ve tebliğ ettiği tüm
gerçeklere müsbet yönde cevap vermiş, kınayanların kınamalarından
korkmaksızın dinimizden, ibadetlerimizden, ahlâk ve edebimizden dolayı
aşağılık duygusuna kapılmamış olmamızı terazinin bir tarafına; hata,
günah
ve isyanlarımızı da diğer tarafına koyup, elimizi Rabbimiz’e açtığımızda
öyle ümit ediyoruz ki, rahmet kapısından kovulmayacağımıza inanıyoruz
ibrahim_tuna_313@hotmail.com
güzel çözümü, çaresi, kurtuluşunuzun şifalı reçetesi, Allah’ın Resûlü’nde.
O’nun yiğitliklerle, fedakârlıklarla, sabırla, mücadelelerle dolu örnek
hayatındadır. Allah’ın rızasını, ahiret hayatındaki mutluluğu umanlar,
Allah’ı çok zikredenler, devamlı Allah’ın dininin tebliği ile uğraşanlar
için O’nda örnekler vardır.” Ahzab Sûresi/21 (Tefsirli meal)
Yeryüzü insanının tek örneği ve tek lideri olan Peygamberimiz, bir
resûl olarak, bir insan olarak, baba ve kayınpeder olarak, damat ve ev reisi
olarak insanlığın hayatında boşluk bırakmamıştır. Peygamberimiz’in
hayatından özet olarak bir demet sunmak istiyor ve özet olarak
sunacağımız özelliklerle, kendi hayatımızı bir test yapmak istiyoruz. İşte örnek
alacağımız, ders alacağımız ve paylaşacağımız bazı güzellikler ve
özellikler:
1. Efendimiz; bizzat atını tımar eder, ağzını burnunu siler ve hoş
davranırlardı… Acaba diyorum, bindiğimiz arabaları bir idareci, başkan,
bakan, vali, müdür olarak bir defa olsun yıkayıp, temizledik mi?
2. Efendimiz; uzun tırnaklarla koyunların sağılmasını istememiş,
tırnakların kesilmesini istemişlerdir. Acaba diyorum, horoz, deve, boğa
dövüştürenler, o manzarayı seyredenler, katıla katıla gülenler,
içerisinde
bulundukları hali hiç fark etmiyorlar mı?
3. Efendimiz; kapı komşusu olan Yahudi’nin hasta oğlunu ziyaret
etmişlerdir. Bizler de zaman ve mekân şartlarımız oluştuğunda, hasta
olanları ziyaret etsek, hiç ayırım yapmasak nasıl olur acaba?
4. Efendimiz; kızı eve geldiğinde onu ayakta karşılar, iltifat eder ve
yanaklarından öperlerdi. Bizler de çocuklarımızı çarşıdan, okuldan, iş
yerinden eve geldiklerinde bazen kapılarını açsak, hatta ayağa kalkarak
karşılasak ve yanaklarını öpsek ne olur? Babalık otoritemiz sarsılır mı
dersiniz?
5. Efendimiz; ayakları acıdığında, uzatması icap ettiğinde,
yanındakilerden izin alırlardı. Kızı veya hanımı olsun fark etmezdi.
Bizler de beraber olduğumuz zaman ve mekânlarda her türlü tavır ve
hareketlerimize biraz dikkat etsek, edep ve terbiyemiz azalır mı acaba?
6. Önderimiz; yatsı namazından sonra lüzumsuz dünya bağlantılı
konuşmaları sevmez, hatta yasaklardı. Bizlerin, geç vakitlere dayanan TV
izleme oturumlarımıza bir çekidüzen versek diyorum, acaba medenî
kimliğimizi ihlal etmiş olur muyuz?
7. Önderimiz; bazen elbiselerini diker ve bazen ev işlerinde
hanımlarına
yardım ederlerdi. Biz kocalar, ihtiyaç hissedildiğine ev işlerinde
hanımlarımıza yardımcı olsak, erkekliğimiz, reisliğimiz buharlaşır mı
acaba?
8. Önderimiz; kuduz köpeğin dahi işkenceye tabi tutulmamasını
istemişlerdir. Çağdaş dünya, insanlara yapılan işkenceleri parlamenter
sistemlerin gündeminden hiç düşürmüyor. Mutlak Örneğimiz’in yaşadığı asrı
çağdışı ilan edenlerin, kendileri mi çağdışında yaşıyor acaba?
9. Rehberimiz; kendilerini çağıran herkese “buyur” diye karşılık
verirlerdi. Bir amir memuruna, bir patron işçisine, bir müftü müezzinine
acaba ömrü boyunca bir defa da olsa “buyur” dediler mi?
10. Rehberimiz; insanın yüzüne vurmayı yasaklamıştır. Günümüz
dünyasında
hanımının, kız ve oğlunun yüzüne vurarak döven anne ve babalar,
şefaatlerini istediği Peygamberimiz’in neresinde olduklarını hesap
ediyorlar mı acaba?
11. Örneğimiz; kahkaha ile gülmemiş, “böyle gülmenin kalpleri
öldürdüğünü” buyurmuştu. Günümüz insanı, ekran başlarında, “Şakacı”,
“Çocuklar duymasın” programlarında gözleri yaşarırcasına gülmemizin,
hangi
terazide tartılacağını tahmin ediyor muyuz acaba?
12. Örneğimiz; üzüldüğü zamanlarda namaz kılarlardı. Üzüntü ve
sıkıntılarımızda namazdan değil de, sövmeden, küfretmeden, sigaradan
yardım
istemenin, dinin neresine konulacağını biliyor muyuz acaba?
13. Her şeye rağmen, Peygamberimiz’den, Rehber ve Örneğimiz’den 1400
sene sonra dünyaya gelmemize rağmen, 1400 sene önceki hayatı benimsemiş,
bunun ötesinde o hayata, hayatımız demiş, getirdiği ve tebliğ ettiği tüm
gerçeklere müsbet yönde cevap vermiş, kınayanların kınamalarından
korkmaksızın dinimizden, ibadetlerimizden, ahlâk ve edebimizden dolayı
aşağılık duygusuna kapılmamış olmamızı terazinin bir tarafına; hata,
günah
ve isyanlarımızı da diğer tarafına koyup, elimizi Rabbimiz’e açtığımızda
öyle ümit ediyoruz ki, rahmet kapısından kovulmayacağımıza inanıyoruz
ibrahim_tuna_313@hotmail.com