^^tefekkur^^
22-12-2008, 13:58
http://www.sr.se/diverse/appdata/isidor/images/news_images/83/40246_337_200.jpg
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin oğlu, Muhammed Ma'sûm Hazretleri buyurdu ki:
"Allahü Teâlâ, insanları başıboş bırakmadı. Her istediklerini yapmaya izin vermedi. Nefislerinin arzûlarına tâbi olmalarını, böylece felâketlere sürüklenmelerini dilemedi. Rahat ve huzûr içinde yaşamaları ve sonsuz saâdete kavuşmaları için lâzım olan faydalı şeyleri yapmalarını emretti. Zararlı şeyleri yapmalarını yasak etti. Saâdete kavuşmak isteyen, dine uymaya mecburdur. Nefsinin dine uymayan arzûlarını terk etmesi lâzımdır. Dine uymazsa, sahibinin, Yaratan'ının gadabına, azâbına uğrar. Dine uyan kul, bahtiyar ve rahat olur. Sahibi onu sever. Dünya ziraat yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek zevk ve safâ süren, mahsûl almaktan mahrûm kalacağı gibi, dünya hayatını, geçici zevklerle, nefsin arzularını yapmakla geçiren de, ebedî nîmetlerden, sonsuz zevklerden mahrûm olur. Bu hâl, aklı başında olanın kabul edeceği bir şey değildir. Sonsuz lezzetleri kaçırmaya sebep olan geçici ve zararlı lezzetleri tercih etmez. Dine uymak için, evvelâ ehl-i sünnet âlimlerinin, Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şerîflerden anlayıp bildirdikleri akâide uygun îmân etmek, sonra haram ve yasak edilmiş olanları öğrenip bunlardan sakınmak, daha sonra da yapması emrolunan farzları öğrenip yapmak lâzımdır. Bunları yapmaya 'ibâdet etmek' denir. Haramlardan sakınmaya da takvâ denir..."
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin oğlu, Muhammed Ma'sûm Hazretleri buyurdu ki:
"Allahü Teâlâ, insanları başıboş bırakmadı. Her istediklerini yapmaya izin vermedi. Nefislerinin arzûlarına tâbi olmalarını, böylece felâketlere sürüklenmelerini dilemedi. Rahat ve huzûr içinde yaşamaları ve sonsuz saâdete kavuşmaları için lâzım olan faydalı şeyleri yapmalarını emretti. Zararlı şeyleri yapmalarını yasak etti. Saâdete kavuşmak isteyen, dine uymaya mecburdur. Nefsinin dine uymayan arzûlarını terk etmesi lâzımdır. Dine uymazsa, sahibinin, Yaratan'ının gadabına, azâbına uğrar. Dine uyan kul, bahtiyar ve rahat olur. Sahibi onu sever. Dünya ziraat yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek zevk ve safâ süren, mahsûl almaktan mahrûm kalacağı gibi, dünya hayatını, geçici zevklerle, nefsin arzularını yapmakla geçiren de, ebedî nîmetlerden, sonsuz zevklerden mahrûm olur. Bu hâl, aklı başında olanın kabul edeceği bir şey değildir. Sonsuz lezzetleri kaçırmaya sebep olan geçici ve zararlı lezzetleri tercih etmez. Dine uymak için, evvelâ ehl-i sünnet âlimlerinin, Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şerîflerden anlayıp bildirdikleri akâide uygun îmân etmek, sonra haram ve yasak edilmiş olanları öğrenip bunlardan sakınmak, daha sonra da yapması emrolunan farzları öğrenip yapmak lâzımdır. Bunları yapmaya 'ibâdet etmek' denir. Haramlardan sakınmaya da takvâ denir..."