PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Aydın Doğan'ı bu ahlar bitirecek…


AmazoN
16-09-2008, 21:14
Başbakan'ın öfkesi karşısında Aydın Doğan grubunu en az hasarla kurtarmaya çalışırken Ertuğrul Özkök'ün derdi bakın neydi? Kimlerin ahı medyayı yakacak?



Hakkında ortaya atılan iddialar belli ki RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın canı çok yakmış. Habertürk'te Balçiçek Pamir'in sorularına cevap verirken konu bir ara ailesinin olan biteni nasıl karşıladığına geldi.
Annesinin gözyaşlarından söz ederkenSayın Akman’ın da gözleri doldu ve “Bunların hesabını sormadan Allah benim canımı almasın" dedi. Ekran karşısında bu sözleri dinlerken “Âmin” dediğimi hatırlıyorum. Âmin…
Medya gücünü bir silah haline getirerek nice insanların iffet ve şerefiyle oynayanlarla eğer burada olamasa da ahirette hesaplaşmak için binlerce kez âmin…
Başbakan Erdoğan son günlerde yalan haber yazmayı şiar edinen medya kuruluşlarına yüklenirken, “Bunlar ülkenin başbakanına bunu yapıyorlarsa, varın başkalarının haysiyet ve şerefiyle nasıl oynadıklarını bir düşünün…” şeklinde daha net cümleler sarf etmesini de bekledim.
Bu polemik iyi mi oldu kötü mü tartışmasına girmeyeceğim. Ama gerçek olan bir şey var ki, birinin ortaya çıkıp artık bu kepazeliği bir çeşit seslendirmesi ve kral çıplak diye haykırması gerekiyordu. Hoparlörü eline Sayın Başbakan aldı…
Ekranlarda dürüstlüğüyle geçinen bir habercinin, aleyhlerinde haber yaptığı firmaların rakibi olan şirketlerden para aldığını asistanlarından defalarca dinledim. Habercilik hikâye, dürüstlük bahane, cukka şahane… Bu servetler gazetecilik yaparak mı yığıldı sanıyorsunuz.
Bunları kim yaptı?
Bu ülkede siyasetin daniskasını medya yapmaktadır.
Eğer dönemin Meclis Başkanı Mustafa Kalemli cumhurbaşkanlığına biraz niyetlenir gibi olmasaydı, Meclis koltuklarının yenilenmesinde suiistimali olduğu gerekçesiyle medyada afişe edilir miydi dersiniz?
Ya bir başka Meclis Başkanı İsmet Sezgin...
İsmet Sezgin yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde siyasetin karıştığı bir ortamda, yıllarca beraber çalıştığı kızı yaşındaki sekreteri ile mahrem bir alanda değil herkesin gözü önünde elini tutup resim çektirdi diye sanki aralarında gönül ilişkisi varmış edasıyla gazetenin manşetinde yer alması söz konusu olur muydu acaba?
Bu haberler, cumhurbaşkanlığına ölümüne niyetli hangi siyasetçi ile hangi medya grubunun kirli ilişkisiyle gazete sayfalarına ve televizyon ekranlarına taşındı dersiniz?
Akçeli işlerdeki dürüstlüğü ve mütevazılığiyle tanınan dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, önünde imzada bekleyen hangi kanun tasarısını ya imzalamazsa endişesiyle, Çankaya’nın banyosunda tadilat yaptığı ve jakuzi koydurduğu gerekçesiyle aleyhte haberlere konu edildi acaba?
2000 – 2001 yıllarında bankalara birer birer el konulurken, hangi medya patronunun bankasının durumu el konulan bankalardan çok daha kötü olmasına rağmen, konuyla ilgili incelemeler yürüten dönemin bakanı Şükrü Sina Gürel’i zora sokmak ve gerekli adımı atmasını engellemek için bir kadınla ilişkisi olduğu haberi manşetten patlatıldı acaba?
Amaç ne?
Herhalde medyada yer alan bu tür haberlerin daha ahlaklı bir toplum yapısı inşa etmek yapıldığını düşünmüyorsunuz? Öyle olsa çarpık ilişkileri magazin başlığı altında toplumun gözünün içine sokmazlardı herhalde. Toplum, ne tür kişilikler medya tarafından birer rol model olarak sunularak bu hale getirildi sanıyorsunuz?
28 Şubat MGK’sına ait fotoğraflar dikkatlice incelendiğinde, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’nın önündeki dosyadan gazete kupürlerinin dışarı taştığı görülür. Dönemin hükümetini alaşağı etmek için medya ile dönemin siyaset dışı aktörleri arasında ne tür pazarlıklar vardı acaba? Hani siz yazın, biz dosyalayalım muhabbeti… Dönemin aktörlerinin daha sonra hangi medya gruplarında üst düzey yönetici olduğu sanırım gözünüzden kaçmamıştır. Şimdilerde Ergenekon’un yıllar yılı medyayı nasıl kullandığını gördükçe, kirli ilişkiler ağını anlamak daha da kolaylaştı.
Kaldı ki bu sütunun yazarı şimdiye kadar kaç defa, “Ergenekon zanlıları hakkında iddia edilen şeyler dilerim doğru değildir” diye yazdı. Sevmediğiniz bir insan bile olsa biri hakkında bir iddia söz konusu olduğunda iddiaların doğru olmamasını ümit etmek lazım.
Bir Türk - Müslüman evladı savcının yazdığı Ergenekon iddianamesinde yer alan kanıtlar için bunlar sadece birer iddia diye ciddiye almadığını söyleyenlerin, bir Alman’ın yazdığı iddianameyi sanki semadan inmiş kutsal bir metin gibi önemsemelerini ve oradaki iddiaları bir mahkeme kararıymış gibi belli isimleri karalamak için kullanmalarını nasıl izah edeceğiz. Bir gazetecinin dediği gibi, inanın yatacak yeri yok bu insanların.
Henüz sonuçlanmamış bir mahkeme sürecinde hayatları zindan edilen insanların ahı ve yüreklerinin feryadı, iki cihanda da bu medya sahiplerinin yakasını bırakmaz diye düşünüyoruz.
Bırakın tüm yukarıda yazılanları, eğer varsa birkaç kişinin suiistimali yüzünden Türkiye’nin en büyük sivil yardım kuruluşunun külliyen zan altında bırakılmasını nasıl izah edeceksiniz? Ortaya atılan kesinleşmemiş iddialar nedeniyle toplumda bir güven problemi oluşur ve bağışların azalması söz konusu olursa, yardım bekleyen fakir fukaranın, garip gurebanın ahının altından nasıl kalkacaksınız? Bu ah’lar bitirir insanı. Ne demişler, alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…
Son sözümüz şu olsun. Başbakan’ın sert çıkışı nedeniyle Aydın Doğan son günlerde zor anlar yaşarken, medya gücünün medya siyaset ilişkilerinde nasıl kullanılabileceği konusunda yıllar yılı kendisine kılavuzluk eden ve akıl hocalığı yapan Ertuğrul Özkök’ün bu süreçte en büyük derdi ise, kendi grubundan bir gazetecinin dişlerini beğenmediğini yazması olmuş (http://www.haber7.com/haber/20080914/Ertugrul-Ozkoku-cilgina-ceviren-yazi.php). Özkök banyo aynasının karşısına geçmiş ve durumun vahametini incelemeye koyulmuş. Kısacası, Aydın Doğan mal, Ertuğrul Özkök estetik derdine düşmüş. Aydın Doğan Ertuğrul Özkök’ün bu yazısını okurken ne düşündü, doğrusu merak ediyoruz. Aydın Doğan ben bu hale nasıl geldim diye bir özeleştiri yapmalı ve vicdanının sesini dinlemeli.
Tartışmaların Aydın Doğan üzerinden yürüdüğüne bakmayın. Medyanın topyekûn bir günah çıkarmaya ihtiyacı var.
Yoksa bu süreç sadece medya patronlarını değil, ülkenin geleceğini de yiyip bitirecek.
Bu hale neden geldik sanıyorsunuz.
Tencere dibin kara, seninki benden kara…
İşin özeti bu…
OSMAN ÖZSOY

Tulu_Han
16-09-2008, 21:25
IKI yagudi dümeninin savasi.