Ötüken
16-11-2008, 15:23
Lepanto-İnebahtı muharebesi ile Osmanlı donanması hemen tamamıyla yok olmak derecesine geldi ise de devletin kuvvetli teşkilâtı ve Sokullu Mehmet Paşa'nın büyük faaliyeti neticesinde beş ay içinde yine evvelkisi gibi büyük bir donanma ile Akdeniz'e çıkılarak bu harikulade durum düşmanları şaşırtmış ve nihayet Venedik Cumhuriyeti galip iken mağlûp vaziyette bir sulh imzalamaya mecbur kalmıştır.
Osmanlı Denizciliğinin Ehemmiyetini Kaybetmesinin Sebepleri
Barbaros Hayrettin Paşa'dan sonra yetişen Turgut, Kılıç Ali, Salih Paşalarla tecrübeli gemi reisleri (miri kaptanlar) ve sancak gemicileri Venedikli Uluç Hasan Paşa'nın kaptanlığından sonra (999 H. - 1590 M.) Osmanlı donanması yavaş yavaş eski kudret ve kuvvetini kaybetmeye başlamıştır: bunda denizcilikten yetişmeyenlerin veya uzun müddet denizcilik etmeyenlerin birbiri ardından kaptan paşa olmalarının tesiri olduğu gibi asıl büyük deniz harplerinin ve donanmada tadilat yapılmaması sebebiyle Osmanlı donanmasının eski faaliyet ve manevra kabiliyetini kaybetmesi ve çekdiri denilen kürekli gemiler için iyi ve mahir denizci yetiştirilmemesi de Osmanlı donanmasının gerilemesindeki mühim âmillerdendi.
Yukarıda gösterdiğimiz sebeplerden başka donanmanın eski ehemmiyetini kaybetmesinin bir ciheti de Akdeniz'deki hükümetlerin yaptıkları gibi denizcilikte yeniliğe doğru gidilmek istenmemesi ve denizci yetiştirilmemesi, on yedinci yüzyılda görülen başarısızlıkların başında gelmektedir; bu asırda kaptan paşaların her ilk baharda kanun üzere Akdeniz'e çıkıp dolaştıktan sonra Kasım'da avdet etmeleri ya bir, iki korsan gemisi yakalayıp getirmeye veya bir yeri yağmalamaya inhisar etmişti.
İç ve dış durumların fenalığı ve bunun az fasıla ile daha sonraları da (on yedinci yüzyılda) devamı esnasında Osmanlılardaki bu ihmâl ve atalete mukabil Akdeniz hâkimiyetini Türklere bırakmağa mecbur olan Venedikliler bundan istifade ile üstünlüğü tekrar elde etmeğe muvaffak olmuşlardı; hattâ küçük cumhuriyet olan Floransa ile Korsan olan Malta şövalyeleri on yedinci yüzyıl başlarında Akdenizde hâkim rol oynuyorlardı. Bittabi bu hal Akdeniz'in dörtte üç sahillerine sahib olan Osmanlı Devleti için çok tehlikeli idi.
Bu on yedinci yüzyıl sonlarına yakın tarihlere kadar Osmanlı donanması esas itibariyle, çekdiri yani kürekli olup bundan başka donanma arasında bulunan kalyon ve burtonlar asker ve top ve mühimmat nakli için kullanılırdı. Bu suretle Osmanlı harp gemileri çekdiri yani kadırga olduğu halde Venedik ve İspanyolların harp gemileri kalyon olup çekdiri ikinci derecede bırakılmıştı. Yani Osmanlı donanmasında esas harp gemileri kürekli, Venedik ve İspanyollarda da kalyon türünden yelkenli idi. Bundan dolayı çekdirilerde bütün maharet kürekçilerde ve kalyonlarda ise yelkencilerde idi; bu sebeble bilhassa rüzgârlı havalarda düşmanın muazzam kalyonlarına karşı kürekli olan kadırga, kalite, firkete ve saire ile muvaffak olmak çok müşkül ve çok zaman şansa bağlı idi.
XVII. Yüzyılda Osmanlı Donanması
Donanmanın Yelkenliye Çevrilmek İstenmesi
Bu on yedinci yüzyıldaki deniz başarısızlıklarının sebeplerinden birinin kürekli gemilerle harp edilmesi olduğu fikrinin kabul olunması donanmada ona göre bir yenilik yapılmasına sebep oldu: Eski denizciler, kalyonlar aleyhinde bulunup donanmadan ön safın bunlara bırakılmasını istemedikleri halde Garp ocakları (Cezayir, Tunus, Trablusgarp) denizcileri düşmanla mütemadi çarpışma îcabı olarak yelkenli gemi kullanmayı Osmanlılardan evvel tatbike başlamışlardı.
Girit muharebesi başlayıncaya kadar Osmanlı donanması ile denizcilerinin zaafı bariz olarak bilinmiyordu; bu muharebe Girit adasına sahip olan Venediklilerin denizcilik bakımından üstün ve Osmanlı gemiciliğinin de âciz durumlarını gösterdi; Garp ocaklarının yardımları olmasa Osmanlı donanması için daha elim neticeler meydana gelebilirdi.
1058 H.-1648 M. senesinde sadrâzam Sofu Mehmet Paşa'nın sadaretinde Venediklilerin ağır basması üzerine Osmanlı hükümeti de kalyona karşı kalyonla muharebe etmek usulünü kabul edip derhal kalyon yapılmasına başlandı ve bu suretle bir müddet için Osmanlı donanmasında kalyon ön safa geçti; fakat buna karşı yelkenci ve diğer mahir mürettebat bulunmadığı için hemen iyi bir netice almak imkânı yoktu. 1066 H.-1656 M.'da Kenan Paşa kumandasıyla Akdeniz'e çıkmak isteyen donanma da kırk kadırga, otuz kalyon ve on mavna vardı; donanmanın ön kısmında kalyon, arkasında mavna ve en geride de kadırgalar bulunuyordu.
Kalyon yapma usulü Fazıl Ahmet Paşa'nın sadareti zamanına kadar devam etti; fakat Kenan Paşa'nın boğazda Venediklilere karşı pek fena mağlûp olması kalyon aleyhtarlarına cesaret verdi ve nihayet kalyonculuk ikinci dereceye indirilerek çekdiri yine ön safa alındı. Bununla beraber hal ve vaziyet yelkenli gemilerin üstünlüğünü iyice meydana koyduğu için Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadaretinde ve 1093 H. - 1682 M.'de tekrar yelkenli gemiciliğe dönüldü ve artık bundan sonra kalyon ve kalyon türünden gemiler yaptırılarak çekdiri donanma aşamalı surette terkedildi.
Bu yenilik üzerine mahir gemiciler yetiştirilip bu asır sonlarında Amcazade ve Mezomorto Hüseyin Paşalar tarafından Venediklilere ilk darbe vurularak Sakız adası geri alındı. (1695) Ve bundan sonraki deniz ıslahatı ile Osmanlı donanması Akdeniz'de Venediklilere karşı üstünlüğü elde etti.
Osmanlı Donanmasının Çıkışı
Osmanlı donanması, İstanbul'dan çıkan donanma ve kaptan paşa eyaletindeki sancaklarla bazı eyâlet ve adalardan çıkan bey gemileri, Mısır donanması ve bir de Garp ocakları donanması olarak dört kısımda İstanbul'da kaptan paşa kumandasında olarak hazırlanan donanma haliçten çıktıktan sonra evvela Beşiktaş önüne gelip bir iki gün sonra Yedikule'ye gider ve orada askeri yerleştirir ve oradan Akdeniz'e hareket ederdi. Boğazdan çıkıldıktan sonra daha evvelden donanmaya iltihakları emrolunan bey gemileri ile Garb ocakları gemileri gelip muayyen yerde kaptan paşa ile buluşurlardı. Kaptan paşa maiyyetinde olan on dört sancak beyinden her birinin bir kadırgası vardı.
On yedinci yüzyılda 1030 H.-1621 M.'de İstanbul'daki donanmadan başka Akdenizde altı donanma bölgesi şunlardı:
1- Rodos beyi ile Kiklad adalarından Milos ve Santurin adaları gemileri, Sığacık (Sakız adasının karşısında Anadolu sahilinde) ve Menteşe (Muğla) sancak beyinin kadırgaları ki toplamı yedidir.
2- Sakız sancak beyinin yedi kadırgası
3- Kıbrıs beylerbeyi kadırgası ile Magosa (Famagosta) Baf, Tuzla, Limasol, Girine (Girinyo) beylerinin altı kadırgası
4- Mora kısmı olup Mora sancak beyinin iki gemisi ile Mizistra, İnebahtı, Santa Mavra (Ayamavra) ve diğer altı kadırga ki mecmuu on bir kadırgadır.
5- Mısır donanması olup beylerbeyi ve Dimyat beyinin gemileriyle diğer altı kadırga
6- Akdenizin adalar ve sahil kısımları yani Midilli sancak beyi ile Çanakkale, Limni, Kavala, Selanik, Ağrıboz, Andros, Şira, Naksos (Nakşa) ve Parüs adaları beylerinin gemileri ki bütün bu Akdeniz filosu mevcudu -Garp ocakları hariç olarak- kırk ikiyi bulmakta idi.
Donanmanın Akdeniz'de Harp Nizamı Üzere Hareketi
Osmanlı donanması boğazdan çıkarken kırmızı yelkenli kaptan paşa kadırgası (baştarde) ortada bulunup diğer gemiler etrafında olarak harp nizamı üzere yürürler; bu donanmanın üç mil ilerisinde karakol kaliteleri gidip gördüklerini donanmaya haber verirlerdi. Bu donanmanın gerisinde büyük karakol olarak on kadırga ile tersane kethüdası yürür bunlar fener yakarak güçsüz düşen gemileri ve fırtınadan yelkenleri yırtılıp sereni kırılan gemileri yedeğe alarak yardım ederlerdi. Bu donanmanın hareketinden bir saat sonra kaptan paşa eyâletine bağlı iki bey gemisi hareket eder; ve askerin döküntüsü varsa onları toplardı.
Kadırgaların, kalyona karşı hücum etmesi tehlikeli olduğundan önce top ile kalyonun dümen ve direği kırıldıktan sonra hücum edilirdi. Muharebe esnasında derya beyleri gemileri ileride bulunup kaptan paşa gemisi geride durur ve önden iki ve geriden üç gemi ile muhafaza edilirdi. Kaptan paşa kendi baştardesinden ayrılmayarak ağalarını askeri cesaretlendirmek için gönderir, muharebe esnasında kürek çekmekte istihdam edilen forsalar yani Hıristiyan esirlerin fenalık yapmaları ihtimali olduğundan bunların arasına Türk kürekçileri de konurdu.
******************
Eski Türk Denizcilerinin Kullandığı Bazı Gemiler
A. Kürekle Yürüyen Gemiler
* UÇURMA: Süratli bir kayık olup hafif donamaya dahildi.
* VARNA BEŞ ÇİFTESİ: Hafif donanmadan beş çifte kürekli süratli kayık.
* KARAMÜRSEL: İstanbul ile MArmara sahilleri arasında işleyen birbuçuk direkli ve sivri üçgen yelkenli, yarım güverteli Marmara kayığı. Hem kürek hem yelkenle giderdi.
* AKTARMA: Tuna'da kullanılan nehir gemisi. Ayrıca düşamandan alınan ganimet tekneye de bu isim verilirdi.
* ÜSTÜAÇIK: Tuna'da kullanılan gemilerden. Bİr dümenci ve skiz kürekçisi vardı. Nakliyatta kullanılırdı.
* ÇİFTE KAYIĞI: Bİr çeşit nehir kayığı.
* BROLİK: Sığ yerlere girebilen hafif donanma gemisi. İçinde yedi levent bulunurdu.
* CELİYYE: Nehir ve ırmaklarda kullanılan hafif donanma gemisi.
* ÇAMLICA: Tuna'da işleyen nakliye gemilerinden.
* KÜTÜK: Sığ sularda ve çıkarma işlerinde kullanılır, altı düzce, döşemeli, başı kalkık ve içeriye bükülmüş gemi. Bugünkü mavnalara benzer. Çeşitli nakliye işlerinde kullanılır. Tek kürekli ve yelkenlidir.
* AT KAYIĞI: Tımarlı sipahinin nakli için Çardak ile Gelibolu arasında kullanılan küçük mavna. Dört küreklidir.
* KANCABAŞ: Hafif filoya dahil, üstü açık ve sahillere sokulur, nehirlere girer bir gemi.
* ŞAYKA: Altı düz büyük kayık. 20-50 savaşçı taşır. Özi, Dinyeper ve Tuna nehitlerinde işleyen gemilerdendir. Üç topla mücehhez olup nehir sahil muhafazasında kullanılırdı. Çayka da denir.
* İŞKAMPAVYE: Hafif donanmaya dahil Tuna gemilerinden. Kürekli olup haberci gemisi olarak kullanılırdı.
* ŞAHTUR: Hafif donanma gemilerindendi ve Fırat nehrinde eşya nakli için de kullanılırdı.
* ÇEKELVE: İki direkli ve büyük yük gemilerindendir.
* KIRLANGIÇ: Hafif donanmanın karakol ve haberleşme işlerini gören ve yüz kişilik mürettebatı olan gemidir. Ayrıca tüccar kırlangışları da olurdu.
* FİRKATE: 10-17 oturaklı olup her küreğini 2-3 kişi çekerdi. Hafif donanmadandır, nehirlerde de kullanılırdı. Savaş sırasında 80 savaşçı taşırdı.
* KALİTE: Ağır donanmadandır. Frenkler, kalyota, galita, galyot derlerdi. 19-24 oturaklı olup harp zamannında 220 savaşçı taşırdı. Bilhassa düşmanı takip için kullanıldığından baş tarafında da topu vardı.
* PERKENDE: Pergengi, birgende veya perkandi de denirdi. Yabancıların brigantin dedikleri gemidir. 18-19 oturaklı, baş tarafında topu bulunan ağır donanma gemilerindendir.
* MAVNA: 26 oturaklı, iki katlı, kadırgadan daha yüksek ve geniş bir ağır donanma gemisidir. Küreklerini yedişer kişi çekerdi. Bütün mevcudu 600 kadar olurdu. 364 kürekçisi vardı. 24 topu bulunurdu, bir veya iki latin yelken kaldırıdı.
* GIRAB: Uzun, başı sivri ve keskin bir ağır donanma gemisi. Güvertesi altında kürek çekilirdi. Savaş goraplarının küpeşteleri gayet yüksek olurdu.
* KADIRGA: Frenklerin gali veya galer dedikleri gemidir. 25 oturaklı olup her küreğini 4-5 kürekçi çekerdi. Boyları gayet uzun, ensiz, su ilşe beraber denecek kadar alçak ve son derece süratli idiler. 35 gemici, 196 kürekçi ve 100 savaşçısı vardı. Baş tarafında üç tane olmak üzere 13 topu bulunurdu.
* BAŞTARDE: Kadırganın büyüğüdür. 26-36 oturaklı olup her küreğini yedi kişi çekerdi. Kaptan Paşa baştardesi 36 oturaklı olup, 500 kürekçi, 216 savaşçı ve gemicilerle birlikte 800 mevcutlu idi. Baş tarfında üç ağır ve yanlarında hafif topları bulunurdu. KAlyonların ehemmiyet kazanmasından sonra Kaptan Paşalar harp sırasında "baş kapudâne" denen kalyona binerlerdi.
* BAŞTARDE-İ HÜMÂYUN: Padişahlar için yapılan "hünkâr baştardesi"dir. Teknesi, kürekleri, yelken ve direkleri yeşil boyalı olurdu. Yeşil sancak çekerdi. Bir sefere serdar olan vezir bu baştardeye biner ve kendi bayrağını çekerdi. (Bir tanesi istanbul deniz müzesinde mevcuttur ve bu tekne dünya üzerinde kalan son gerçek kadırga'dır)
B. Yelkenle Yürüyen Gemiler
* ATEŞ GEMİSİ: Harp sırasında düşman donanmasını yakmak için kullanılırdı. İçleri yanıcı madde dolu olup huhsusi olarka yapılmışlardı. İçindeki gemiciler, hedefe yaklaşınca geminin arka lumbarlarından denize atlayıp, arkadaki kayığa biner kaçarlardı.
* ŞALOPE: İki direğinde sübye denen iki küçük düz yelken bulunan ambarsız bir gemi idi. Haberleşme için kullanılır, içinde 62 kişi bulunurdu. 12 topu vardı.
* BRİK: Her iki direği kabasorta denen dört köşe yelkenli idi. Zamanın en süratli harp gemisi olup ambarsızdı ve 70 müretterbatı vardı. Lumbarlı olan küpeştelerinde 8 kadar top bulunurdu.
* USKUNA: Birinci direğinde kabasorta ve ikincisinde sübye denen düz yelken bulunurdu. 16 kadar topu ve 90 mürettebatı vardı.
* ŞEHTİYE: Büyükleri üç, küçükleri iki direkli olup 200 kadar mürtettebatı bulunurdu. Şitye de denirdi.
* AĞRIPAR: Büyük gemilerden olup 16. asırda 30'dan fazla top taşıyanları vardı.
* KORVET: Üç direkli büyük harp gemilerinden olup yalnız güvertesinde 20-30 topu bulunurdu. 19.asır başlarında gemi mürettebatı 174 kişi idi.
* BARÇA: Hem nakliye, hem harp gemisi olarak kullanılır, kalyon çeşitlerinden altı düz2-3 direkli büyük teknelerdir. 16. asır başlarında 80'den fazla topu bulunan barçalar kullanılmata idi.
* KALYON: Üç direkli, yelkenli büyük harp gemisidir. 2-3 ambarlı olanları vardı. İki ambarlılard 60-80, üç ambarlılarda 80-110 top bulunurdu. Bizde ilk olarak İkinci Bayezid devrinde yapılmış olan kalyona "Göke" deniyordu ve 2 bin mevcutlu idi. Fakat gerek kalyon, gerek barçaların rüzgarsız hava yürütülmeleri imkansız olurdu. GÖKE, BARÇA, BURTON, KARAKA, KARAVELE, FİRKATEYN, KAPAK ve ÜÇ AMBARLI denen gemilerin hepsi kalyon çeşidindendir.
* FİRKATEYN: Üç direkli harp gemisidir. Hem güvertesinde hem de ambarlarında top bulunurdu. Çeşitli büyüklüklerde olanları vardır. 30-70 topu olurdu, süratli hareket ederdi.
* KAPAK veya KAYPAK: İki ambarlı harp gemilerinden olup güvertesinde ve her bordasında iki sıra topu vardı. 80-110 topu bulunurdu. 800-1.000 mürettebat ve savaşçı taşırdı.
* ÜÇ AMBARLI: Kalyon sınıfının en büyüklerindendir. 17. asır sonlarında yapılmaya başlandı. 110-120 topu ve 800-1000 mürettebatı vardı.
Kaynak: Barbaros Hayreddin Paşa'nı Hatıraları - 1.cilt, Tecüman 1001 temel eser, Baskıya Hazırlayan - Ertuğrul Düzdağ
Osmanlı Denizciliğinin Ehemmiyetini Kaybetmesinin Sebepleri
Barbaros Hayrettin Paşa'dan sonra yetişen Turgut, Kılıç Ali, Salih Paşalarla tecrübeli gemi reisleri (miri kaptanlar) ve sancak gemicileri Venedikli Uluç Hasan Paşa'nın kaptanlığından sonra (999 H. - 1590 M.) Osmanlı donanması yavaş yavaş eski kudret ve kuvvetini kaybetmeye başlamıştır: bunda denizcilikten yetişmeyenlerin veya uzun müddet denizcilik etmeyenlerin birbiri ardından kaptan paşa olmalarının tesiri olduğu gibi asıl büyük deniz harplerinin ve donanmada tadilat yapılmaması sebebiyle Osmanlı donanmasının eski faaliyet ve manevra kabiliyetini kaybetmesi ve çekdiri denilen kürekli gemiler için iyi ve mahir denizci yetiştirilmemesi de Osmanlı donanmasının gerilemesindeki mühim âmillerdendi.
Yukarıda gösterdiğimiz sebeplerden başka donanmanın eski ehemmiyetini kaybetmesinin bir ciheti de Akdeniz'deki hükümetlerin yaptıkları gibi denizcilikte yeniliğe doğru gidilmek istenmemesi ve denizci yetiştirilmemesi, on yedinci yüzyılda görülen başarısızlıkların başında gelmektedir; bu asırda kaptan paşaların her ilk baharda kanun üzere Akdeniz'e çıkıp dolaştıktan sonra Kasım'da avdet etmeleri ya bir, iki korsan gemisi yakalayıp getirmeye veya bir yeri yağmalamaya inhisar etmişti.
İç ve dış durumların fenalığı ve bunun az fasıla ile daha sonraları da (on yedinci yüzyılda) devamı esnasında Osmanlılardaki bu ihmâl ve atalete mukabil Akdeniz hâkimiyetini Türklere bırakmağa mecbur olan Venedikliler bundan istifade ile üstünlüğü tekrar elde etmeğe muvaffak olmuşlardı; hattâ küçük cumhuriyet olan Floransa ile Korsan olan Malta şövalyeleri on yedinci yüzyıl başlarında Akdenizde hâkim rol oynuyorlardı. Bittabi bu hal Akdeniz'in dörtte üç sahillerine sahib olan Osmanlı Devleti için çok tehlikeli idi.
Bu on yedinci yüzyıl sonlarına yakın tarihlere kadar Osmanlı donanması esas itibariyle, çekdiri yani kürekli olup bundan başka donanma arasında bulunan kalyon ve burtonlar asker ve top ve mühimmat nakli için kullanılırdı. Bu suretle Osmanlı harp gemileri çekdiri yani kadırga olduğu halde Venedik ve İspanyolların harp gemileri kalyon olup çekdiri ikinci derecede bırakılmıştı. Yani Osmanlı donanmasında esas harp gemileri kürekli, Venedik ve İspanyollarda da kalyon türünden yelkenli idi. Bundan dolayı çekdirilerde bütün maharet kürekçilerde ve kalyonlarda ise yelkencilerde idi; bu sebeble bilhassa rüzgârlı havalarda düşmanın muazzam kalyonlarına karşı kürekli olan kadırga, kalite, firkete ve saire ile muvaffak olmak çok müşkül ve çok zaman şansa bağlı idi.
XVII. Yüzyılda Osmanlı Donanması
Donanmanın Yelkenliye Çevrilmek İstenmesi
Bu on yedinci yüzyıldaki deniz başarısızlıklarının sebeplerinden birinin kürekli gemilerle harp edilmesi olduğu fikrinin kabul olunması donanmada ona göre bir yenilik yapılmasına sebep oldu: Eski denizciler, kalyonlar aleyhinde bulunup donanmadan ön safın bunlara bırakılmasını istemedikleri halde Garp ocakları (Cezayir, Tunus, Trablusgarp) denizcileri düşmanla mütemadi çarpışma îcabı olarak yelkenli gemi kullanmayı Osmanlılardan evvel tatbike başlamışlardı.
Girit muharebesi başlayıncaya kadar Osmanlı donanması ile denizcilerinin zaafı bariz olarak bilinmiyordu; bu muharebe Girit adasına sahip olan Venediklilerin denizcilik bakımından üstün ve Osmanlı gemiciliğinin de âciz durumlarını gösterdi; Garp ocaklarının yardımları olmasa Osmanlı donanması için daha elim neticeler meydana gelebilirdi.
1058 H.-1648 M. senesinde sadrâzam Sofu Mehmet Paşa'nın sadaretinde Venediklilerin ağır basması üzerine Osmanlı hükümeti de kalyona karşı kalyonla muharebe etmek usulünü kabul edip derhal kalyon yapılmasına başlandı ve bu suretle bir müddet için Osmanlı donanmasında kalyon ön safa geçti; fakat buna karşı yelkenci ve diğer mahir mürettebat bulunmadığı için hemen iyi bir netice almak imkânı yoktu. 1066 H.-1656 M.'da Kenan Paşa kumandasıyla Akdeniz'e çıkmak isteyen donanma da kırk kadırga, otuz kalyon ve on mavna vardı; donanmanın ön kısmında kalyon, arkasında mavna ve en geride de kadırgalar bulunuyordu.
Kalyon yapma usulü Fazıl Ahmet Paşa'nın sadareti zamanına kadar devam etti; fakat Kenan Paşa'nın boğazda Venediklilere karşı pek fena mağlûp olması kalyon aleyhtarlarına cesaret verdi ve nihayet kalyonculuk ikinci dereceye indirilerek çekdiri yine ön safa alındı. Bununla beraber hal ve vaziyet yelkenli gemilerin üstünlüğünü iyice meydana koyduğu için Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadaretinde ve 1093 H. - 1682 M.'de tekrar yelkenli gemiciliğe dönüldü ve artık bundan sonra kalyon ve kalyon türünden gemiler yaptırılarak çekdiri donanma aşamalı surette terkedildi.
Bu yenilik üzerine mahir gemiciler yetiştirilip bu asır sonlarında Amcazade ve Mezomorto Hüseyin Paşalar tarafından Venediklilere ilk darbe vurularak Sakız adası geri alındı. (1695) Ve bundan sonraki deniz ıslahatı ile Osmanlı donanması Akdeniz'de Venediklilere karşı üstünlüğü elde etti.
Osmanlı Donanmasının Çıkışı
Osmanlı donanması, İstanbul'dan çıkan donanma ve kaptan paşa eyaletindeki sancaklarla bazı eyâlet ve adalardan çıkan bey gemileri, Mısır donanması ve bir de Garp ocakları donanması olarak dört kısımda İstanbul'da kaptan paşa kumandasında olarak hazırlanan donanma haliçten çıktıktan sonra evvela Beşiktaş önüne gelip bir iki gün sonra Yedikule'ye gider ve orada askeri yerleştirir ve oradan Akdeniz'e hareket ederdi. Boğazdan çıkıldıktan sonra daha evvelden donanmaya iltihakları emrolunan bey gemileri ile Garb ocakları gemileri gelip muayyen yerde kaptan paşa ile buluşurlardı. Kaptan paşa maiyyetinde olan on dört sancak beyinden her birinin bir kadırgası vardı.
On yedinci yüzyılda 1030 H.-1621 M.'de İstanbul'daki donanmadan başka Akdenizde altı donanma bölgesi şunlardı:
1- Rodos beyi ile Kiklad adalarından Milos ve Santurin adaları gemileri, Sığacık (Sakız adasının karşısında Anadolu sahilinde) ve Menteşe (Muğla) sancak beyinin kadırgaları ki toplamı yedidir.
2- Sakız sancak beyinin yedi kadırgası
3- Kıbrıs beylerbeyi kadırgası ile Magosa (Famagosta) Baf, Tuzla, Limasol, Girine (Girinyo) beylerinin altı kadırgası
4- Mora kısmı olup Mora sancak beyinin iki gemisi ile Mizistra, İnebahtı, Santa Mavra (Ayamavra) ve diğer altı kadırga ki mecmuu on bir kadırgadır.
5- Mısır donanması olup beylerbeyi ve Dimyat beyinin gemileriyle diğer altı kadırga
6- Akdenizin adalar ve sahil kısımları yani Midilli sancak beyi ile Çanakkale, Limni, Kavala, Selanik, Ağrıboz, Andros, Şira, Naksos (Nakşa) ve Parüs adaları beylerinin gemileri ki bütün bu Akdeniz filosu mevcudu -Garp ocakları hariç olarak- kırk ikiyi bulmakta idi.
Donanmanın Akdeniz'de Harp Nizamı Üzere Hareketi
Osmanlı donanması boğazdan çıkarken kırmızı yelkenli kaptan paşa kadırgası (baştarde) ortada bulunup diğer gemiler etrafında olarak harp nizamı üzere yürürler; bu donanmanın üç mil ilerisinde karakol kaliteleri gidip gördüklerini donanmaya haber verirlerdi. Bu donanmanın gerisinde büyük karakol olarak on kadırga ile tersane kethüdası yürür bunlar fener yakarak güçsüz düşen gemileri ve fırtınadan yelkenleri yırtılıp sereni kırılan gemileri yedeğe alarak yardım ederlerdi. Bu donanmanın hareketinden bir saat sonra kaptan paşa eyâletine bağlı iki bey gemisi hareket eder; ve askerin döküntüsü varsa onları toplardı.
Kadırgaların, kalyona karşı hücum etmesi tehlikeli olduğundan önce top ile kalyonun dümen ve direği kırıldıktan sonra hücum edilirdi. Muharebe esnasında derya beyleri gemileri ileride bulunup kaptan paşa gemisi geride durur ve önden iki ve geriden üç gemi ile muhafaza edilirdi. Kaptan paşa kendi baştardesinden ayrılmayarak ağalarını askeri cesaretlendirmek için gönderir, muharebe esnasında kürek çekmekte istihdam edilen forsalar yani Hıristiyan esirlerin fenalık yapmaları ihtimali olduğundan bunların arasına Türk kürekçileri de konurdu.
******************
Eski Türk Denizcilerinin Kullandığı Bazı Gemiler
A. Kürekle Yürüyen Gemiler
* UÇURMA: Süratli bir kayık olup hafif donamaya dahildi.
* VARNA BEŞ ÇİFTESİ: Hafif donanmadan beş çifte kürekli süratli kayık.
* KARAMÜRSEL: İstanbul ile MArmara sahilleri arasında işleyen birbuçuk direkli ve sivri üçgen yelkenli, yarım güverteli Marmara kayığı. Hem kürek hem yelkenle giderdi.
* AKTARMA: Tuna'da kullanılan nehir gemisi. Ayrıca düşamandan alınan ganimet tekneye de bu isim verilirdi.
* ÜSTÜAÇIK: Tuna'da kullanılan gemilerden. Bİr dümenci ve skiz kürekçisi vardı. Nakliyatta kullanılırdı.
* ÇİFTE KAYIĞI: Bİr çeşit nehir kayığı.
* BROLİK: Sığ yerlere girebilen hafif donanma gemisi. İçinde yedi levent bulunurdu.
* CELİYYE: Nehir ve ırmaklarda kullanılan hafif donanma gemisi.
* ÇAMLICA: Tuna'da işleyen nakliye gemilerinden.
* KÜTÜK: Sığ sularda ve çıkarma işlerinde kullanılır, altı düzce, döşemeli, başı kalkık ve içeriye bükülmüş gemi. Bugünkü mavnalara benzer. Çeşitli nakliye işlerinde kullanılır. Tek kürekli ve yelkenlidir.
* AT KAYIĞI: Tımarlı sipahinin nakli için Çardak ile Gelibolu arasında kullanılan küçük mavna. Dört küreklidir.
* KANCABAŞ: Hafif filoya dahil, üstü açık ve sahillere sokulur, nehirlere girer bir gemi.
* ŞAYKA: Altı düz büyük kayık. 20-50 savaşçı taşır. Özi, Dinyeper ve Tuna nehitlerinde işleyen gemilerdendir. Üç topla mücehhez olup nehir sahil muhafazasında kullanılırdı. Çayka da denir.
* İŞKAMPAVYE: Hafif donanmaya dahil Tuna gemilerinden. Kürekli olup haberci gemisi olarak kullanılırdı.
* ŞAHTUR: Hafif donanma gemilerindendi ve Fırat nehrinde eşya nakli için de kullanılırdı.
* ÇEKELVE: İki direkli ve büyük yük gemilerindendir.
* KIRLANGIÇ: Hafif donanmanın karakol ve haberleşme işlerini gören ve yüz kişilik mürettebatı olan gemidir. Ayrıca tüccar kırlangışları da olurdu.
* FİRKATE: 10-17 oturaklı olup her küreğini 2-3 kişi çekerdi. Hafif donanmadandır, nehirlerde de kullanılırdı. Savaş sırasında 80 savaşçı taşırdı.
* KALİTE: Ağır donanmadandır. Frenkler, kalyota, galita, galyot derlerdi. 19-24 oturaklı olup harp zamannında 220 savaşçı taşırdı. Bilhassa düşmanı takip için kullanıldığından baş tarafında da topu vardı.
* PERKENDE: Pergengi, birgende veya perkandi de denirdi. Yabancıların brigantin dedikleri gemidir. 18-19 oturaklı, baş tarafında topu bulunan ağır donanma gemilerindendir.
* MAVNA: 26 oturaklı, iki katlı, kadırgadan daha yüksek ve geniş bir ağır donanma gemisidir. Küreklerini yedişer kişi çekerdi. Bütün mevcudu 600 kadar olurdu. 364 kürekçisi vardı. 24 topu bulunurdu, bir veya iki latin yelken kaldırıdı.
* GIRAB: Uzun, başı sivri ve keskin bir ağır donanma gemisi. Güvertesi altında kürek çekilirdi. Savaş goraplarının küpeşteleri gayet yüksek olurdu.
* KADIRGA: Frenklerin gali veya galer dedikleri gemidir. 25 oturaklı olup her küreğini 4-5 kürekçi çekerdi. Boyları gayet uzun, ensiz, su ilşe beraber denecek kadar alçak ve son derece süratli idiler. 35 gemici, 196 kürekçi ve 100 savaşçısı vardı. Baş tarafında üç tane olmak üzere 13 topu bulunurdu.
* BAŞTARDE: Kadırganın büyüğüdür. 26-36 oturaklı olup her küreğini yedi kişi çekerdi. Kaptan Paşa baştardesi 36 oturaklı olup, 500 kürekçi, 216 savaşçı ve gemicilerle birlikte 800 mevcutlu idi. Baş tarfında üç ağır ve yanlarında hafif topları bulunurdu. KAlyonların ehemmiyet kazanmasından sonra Kaptan Paşalar harp sırasında "baş kapudâne" denen kalyona binerlerdi.
* BAŞTARDE-İ HÜMÂYUN: Padişahlar için yapılan "hünkâr baştardesi"dir. Teknesi, kürekleri, yelken ve direkleri yeşil boyalı olurdu. Yeşil sancak çekerdi. Bir sefere serdar olan vezir bu baştardeye biner ve kendi bayrağını çekerdi. (Bir tanesi istanbul deniz müzesinde mevcuttur ve bu tekne dünya üzerinde kalan son gerçek kadırga'dır)
B. Yelkenle Yürüyen Gemiler
* ATEŞ GEMİSİ: Harp sırasında düşman donanmasını yakmak için kullanılırdı. İçleri yanıcı madde dolu olup huhsusi olarka yapılmışlardı. İçindeki gemiciler, hedefe yaklaşınca geminin arka lumbarlarından denize atlayıp, arkadaki kayığa biner kaçarlardı.
* ŞALOPE: İki direğinde sübye denen iki küçük düz yelken bulunan ambarsız bir gemi idi. Haberleşme için kullanılır, içinde 62 kişi bulunurdu. 12 topu vardı.
* BRİK: Her iki direği kabasorta denen dört köşe yelkenli idi. Zamanın en süratli harp gemisi olup ambarsızdı ve 70 müretterbatı vardı. Lumbarlı olan küpeştelerinde 8 kadar top bulunurdu.
* USKUNA: Birinci direğinde kabasorta ve ikincisinde sübye denen düz yelken bulunurdu. 16 kadar topu ve 90 mürettebatı vardı.
* ŞEHTİYE: Büyükleri üç, küçükleri iki direkli olup 200 kadar mürtettebatı bulunurdu. Şitye de denirdi.
* AĞRIPAR: Büyük gemilerden olup 16. asırda 30'dan fazla top taşıyanları vardı.
* KORVET: Üç direkli büyük harp gemilerinden olup yalnız güvertesinde 20-30 topu bulunurdu. 19.asır başlarında gemi mürettebatı 174 kişi idi.
* BARÇA: Hem nakliye, hem harp gemisi olarak kullanılır, kalyon çeşitlerinden altı düz2-3 direkli büyük teknelerdir. 16. asır başlarında 80'den fazla topu bulunan barçalar kullanılmata idi.
* KALYON: Üç direkli, yelkenli büyük harp gemisidir. 2-3 ambarlı olanları vardı. İki ambarlılard 60-80, üç ambarlılarda 80-110 top bulunurdu. Bizde ilk olarak İkinci Bayezid devrinde yapılmış olan kalyona "Göke" deniyordu ve 2 bin mevcutlu idi. Fakat gerek kalyon, gerek barçaların rüzgarsız hava yürütülmeleri imkansız olurdu. GÖKE, BARÇA, BURTON, KARAKA, KARAVELE, FİRKATEYN, KAPAK ve ÜÇ AMBARLI denen gemilerin hepsi kalyon çeşidindendir.
* FİRKATEYN: Üç direkli harp gemisidir. Hem güvertesinde hem de ambarlarında top bulunurdu. Çeşitli büyüklüklerde olanları vardır. 30-70 topu olurdu, süratli hareket ederdi.
* KAPAK veya KAYPAK: İki ambarlı harp gemilerinden olup güvertesinde ve her bordasında iki sıra topu vardı. 80-110 topu bulunurdu. 800-1.000 mürettebat ve savaşçı taşırdı.
* ÜÇ AMBARLI: Kalyon sınıfının en büyüklerindendir. 17. asır sonlarında yapılmaya başlandı. 110-120 topu ve 800-1000 mürettebatı vardı.
Kaynak: Barbaros Hayreddin Paşa'nı Hatıraları - 1.cilt, Tecüman 1001 temel eser, Baskıya Hazırlayan - Ertuğrul Düzdağ