![]() |
|
|
#1 (permalink) | |||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 28
Mesajlar: 51
Konular: 11
Ettiği Teşekkür: 59
2 Mesajda 3 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
Level: 5 [
![]() ![]() ![]() ]Life: 0 / 124 |
Ata'nın resmiyle öldü
Atatürk'ten ayrılınca yalnızlığa gömülen Latife Hanım, bile bile ölüme gitti. Ölürken göğsünde O'nun resmini taşıyordu Fikriye Hanım (1887 - 1924) Fikriye Hanım 1887 yılında Selanik'de doğdu. Fikriye Hanım Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Galip Bey'in kardeşinin kızıdır. Genç yaşta bir Mısırlı ile evlenmiş fakat bu evliliği yürütemeyerek, ailesinin yanına dönmüştür. 1923 yılına değin Çankaya Köşkünde Mustafa Kemal'e yardımlarda bulundu. Bu arada ciğerlerinden rahatsızlandı. Münih'e gitmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal'in Latife Hanımla evliliğini öğrenince Türkiye'ye geri döndü. Birkaç gün Çankaya Köşkü'nde misafir edildi. İstanbul'a yerleşmeye karar verdi. 1924 yılında Ankara'dan ayrılmadan önce Münih'ten Mustafa Kemal'e getirdiği hediyeyi vermek üzere Çankaya Köşkü'ne gitti. Fakat başyaverin, Mustafa Kemal'i görmesini engellemesini kendine yediremeyen Fikriye Hanım Köşkün önünde tabanca ile kendini vurarak intihar etti. İşte Fikriye'nin Ata'ya duyduğu büyük aşk için söylenilenler: Latife Hanım'ın erkek kardeşi Ömer Uşşaki'nin torunu Dilek Bebe, "Yüzyılın Aşkları" belgeselinde, halasının Atatürk'le evlilik hayatını anlattı. Anlattıklarından, bugüne dek Atatürk'ün yakın çevresi tarafından "huysuz gelin" diye nitelenen Latife Hanım'ın bu evliliğe ve boşanmasına nasıl baktığı anlaşılıyor. Fikriye Hanım'ın Köşk'e gelmesiyle ilk ciddi kavgayı yaşadıkları doğru mu? Bunu şöyle düşünün: Sizin eskiden birlikte yaşamış olduğunuz bir hanım gelip kapınızı çalsa ve sizin evde kalmaya kalksa eşiniz ne der? Ben de olsam sinirlenirim. Kaldı ki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ndesiniz. Bu, çiftin arasındaki ilişkiyi de bozar, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne olan saygıyı da bozar. Çünkü normal bir durum değil. Halam, bütün nezaketine rağmen bazı şeyleri anlatamayınca herhalde bir gün kapısının önünde, 'Bu hanım hâlâ burada mı?' demiş. Ve bunu da Fikriye Hanım duymuş ve gitmiş zaten... Fikriye Hanım'ın ölümü ve Kemal Paşa'nın bir gün dalgınlıkla Latife Hanım'ı "Fikriye" diye çağırması...? Bence Mustafa Kemal Paşa Fikriye Hanım'ın ölümü nedeniyle vicdan azabı çekmiştir. Sonra yanlışlıkla onun adını söylemesi kasıtlı bir şey değildir, ama halam herhalde çok üzülmüştür buna. Bildiğim kadarıyla o olayın ardından İzmir'den annesiyle babasını çağırır, evi terk etmek istediğini söyler. Muammer Bey ve Adviye Hanım da 'Evlilikte olur bunlar' diye onu ikna ederler. Ama bir gün Mustafa Kemal Paşa, "Evine git" deyiverdi. O korkunç, acı bir şey. O ayrılış şekli, evliliğin Atatürk tarafından görünüş şeklini ifade ediyordu bence... Ayrıldıktan sonra pişman oldu mu Latife Hanım? Halamı, hiçbir şeyden pişman olmuş olarak görmedim. Elbette hataları olmuştur. Ama Kemal Paşa'nın yok mudur? Halamda gençliğin verdiği bir fevrilik de var tabii... Atatürk'ün yaveri Salih Bozok'un anılarını içeren ''Latife & Fikriye / İki Aşk Arasında Atatürk'' isimli kitap, Mustafa Kemal'in özel hayatına ışık tutuyor. İsmet Bozdağ'ın derlediği ve Truva Yayınları'ndan bu hafta sonu çıkacak kitapta Bozok, Atatürk'ü, ''Ben, Mustafa Kemal Paşa'nın sadece arkadaşı, dostu değil, hayranı idim... Bakışları başkaydı, düşünceleri başkaydı, insan münasebetleri başkaydı; velhasıl o kadar başkaydı ki, tanıyanlar ya ateşböcekleri gibi ışığına pervane kesiliyorlar ya da çekilip gidiyorlardı. Ben, pervane kesilenlerdendim'' diye anlatıyor. Kitaptan bazı bölümler şöyle: 'Fikriye, Atatürk'ü oyalamayı biliyordu' ''Fikriye, ortadan az uzun, ince, kara gözlü, kara kaşlı, aydınlık yüzlü bir kadındı. Güzelden fazla, alımlı idi... İstediği zaman kişiliğini insana duyurur, istediği zaman odanın içinde varlığı fark edilmezdi (...) Paşa, sabahları Fikriye'yi alarak yürüyüşe çıkar ve bu yürüyüşlerden çok hafiflemiş olarak dönerdi. Demek ki Fikriye, Paşa'nın canını sıkmamayı ve onu oyalamayı biliyordu.'' 'Beni niçin eşime gammazlıyorsun?' ''Paşa, cephedeydi. Rakı içiliyormuş. Makbule Hanım'ın kadehi boş olduğu için Fikriye Hanım: - Sen niye içmiyorsun abla?.. diye sormuş... Vay, sen misin soran!.. Makbule Hanım alı alına, moru moruna karışıp ateş püskürmüş: - Vay sen benim rakı içtiğimi kocama niçin gammazlıyorsun? diye. Sofra altüst olmuş, yemek herkesin burnundan gelecek... Mustafa Mecdi Bey dayanamamış ve bir kâğıda, 'Ya şimdi susarsın ya da 'boş' kâğıdını yazarım' notunu yazmış... Makbule Hanım susmuş'' Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, ! "Ata'nın Fikriye ile ilişkisi gerçek bir aşktı. Bunu da herkes biliyordu" diyor ve ekliyor: Latife Hanım çok hırçın ve sinir hastasıydı. Zübeyde Hanım da Atatürk'ün yakın çevresi de Latife Hanım'ı hiç sevmemişti... * Ya Fikriye Hanım... Ona aşıktı. Hatırlamıyorum ama annem ve Sabiha Hanım anlatırdı. Fikriye Hanım, Ata'nın çevresindekilerin de beğenisini alan güzel bir kadınmış. Herkes hayranmış. - Latife Hanım 'first leydi'liğe daha mı uygun bulunmuş? Şöyle anlatılmıştı bana. Zübeyde Hanım hastalandığında Ata'ya bir mektup yazarak, evlenmesini istemiş. O sırada Latife Hanım yetiştiriliş tarzı, ailesi bakımından beğenilmiş. Ancak görünen gibi olmamış. * Yurtdışında okuyan Latife Hanım'ın neyi uymamış Ata'ya? Bir kere Zübeyde Hanım bu mektubu yazdıktan kısa bir süre sonra fikir değiştirmiş. Ata'nın yaveriyle haber gönderip, "Sakın evlenme" demiş. Ancak o sırada Ata'nın çevresindekiler de evlilik için bastırınca evlilik gerçekleşmiş. Bana anlatılanlar Latife Hanım'ın hırçın, hırslı ve şımarık olduğu. Aileden gelen bir sinir hastalığı da varmış. Ata'nın yakın çevresindekiler onu sevmemiş. Sonuçta Ata öldükten sonra da kendini odaya kapattı. Kimseyle görüşmedi. * Ya Fikriye Hanım'ın ölümü? Çok acıklı. Onunla ilgili anlatılanlardan çok etkilenirim. Fikriye Hanım döndüğünde eve alınmamış. Bu Ata'nın onun gelişinden habersizliğinden kaynaklanıyor. Fikriye Hanım buna çok içerlemiş. Latife Hanım'ın, Atatürk'ün Fikriye Hanım'la ilişkisini kesmesinde büyük etkisi var. Bana kalırsa, anlatılanlardan bildiğim Fikriye ve Ata'nın ilişkisi gerçek bir aşktı. Fikriye'nin hastalandığı da doğrudur. Paris'te tedavi görmüş. Keşke Fikriye Hanım'la evlenseydi. |
|||||||||
|
|
|
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş =) |
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||
|
Forum Meleği
![]()
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Yanlızlıklar şehrii
Yaş: 21
Mesajlar: 2.416
Konular: 414
Ettiği Teşekkür: 92
77 Mesajda 101 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4
Level: 39 [
![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 387 / 968 |
Guzel bı konu tesekurlerr..
Olan fıkrıye hanıma oldu :=) ![]() |
|||||||||
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 28
Mesajlar: 51
Konular: 11
Ettiği Teşekkür: 59
2 Mesajda 3 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
Level: 5 [
![]() ![]() ![]() ]Life: 0 / 124 |
Fikriye hanım intihar ederek öldü kalbine sıktıgı tek kurşunla paşanın ona kendisini koruması amacıyla verdigi silahla intihar etti bu çok acıklı hakkaten güzel konu merak edenler mehibe hanım adlı kitaptan latife hanımla ve fikriye hanımla alakalı detayları ögrenebilirler (mehibe hanım ismet inönünün eşi ve ikisininde arkadaşıydı )
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||
|
Forum Meleği
![]()
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Yanlızlıklar şehrii
Yaş: 21
Mesajlar: 2.416
Konular: 414
Ettiği Teşekkür: 92
77 Mesajda 101 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4
Level: 39 [
![]() ![]() ![]() ![]() ]Life: 387 / 968 |
Ne kadar sevmıs ne kadar asık olmus kı ıntıhar etmıs..
Buyuk konusmak ıstemem ama biri için ıntıhar asla etmem.. Bıraz sacmalık gelıo bana yanı Allah ın verdıgı cana sen bırı ıcın son verıyorsun acaip bıse.. ![]() |
|||||||||
|
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 28
Mesajlar: 51
Konular: 11
Ettiği Teşekkür: 59
2 Mesajda 3 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0
Level: 5 [
![]() ![]() ![]() ]Life: 0 / 124 |
Orası öyle tabi.İntihar sadece bi kaçış, Kurtuluş değil.. Ve de en büyük günah..
|
|||||||||
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |||||||||
|
Müdavim Üye
![]()
Üyelik tarihi: Mar 2007
Yaş: 22
Mesajlar: 789
Konular: 37
Ettiği Teşekkür: 21
5 Mesajda 5 Teşekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2
Level: 25 [
![]() ]Life: 60 / 607 |
gerçekten güzel bir konu açmısın teşekkür ederim
bıu konu aynı zamnda bana yaşadığım bir olayı aklıma getirdi bir gün ismi lazım deil beni o kadar üzdükü hayatımda hiç o kadar ağlamamıştım hıçkıra hıçkıra kendimi işyerinden bir bahaneyle dışarı attım sırf onun yanında ağlamim diyeee gurur yapcaz yaa neyse otöbüs durapının oraya gittim ve bir taşın üstüne oturdum ağladımda ağladımmm gözüm bir şey görmez olduu fatihe gidecektim bilge adamın taksidini yatırmak için ama sanki inadına hiç bir otübüs yoktu bende daha çok ağlaım sonra bir otübüs geldi hiç bakmadım bile nereye gittiğini çünkü ağlamaktan göslerim bulanık görüyodu hem ağlıyordum hemde otübüsçüye fatihe gidermi bu dedim adam deki neyin var ben kızdım yaa fatihe gidiyo mu (tabi ağlıyarak) gidiyor gidiyor dedi sen bir bin dedi bindim neyin var dedi adam işte beni teselli etmeye çalıştı felan biraz ilerledi sonra o otübüs fatihe gitmiyodu beni 3-4 urak ötede indirdi burda bekel gelir fatih arabası dedi tam iniyordumm bana adam dediki kısım sakın kötü bir şey yapma hiç birşey için değmez dedi kendi canından kıymetli hiç bir şey değildir dedi ama benim aklıma hiç öle birşey gelmemişti zaen ![]() ![]() adamdn duyunca komiğime gitmişti o kadar mı kötü görünüyordum ama hiç bir zamn öle bir şey düşünmedim düşünmek nasip olmaz inşallh ![]() ![]() ![]() ![]() |
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Aşık Veysel ŞATIROĞLU | ufuk@ufuk | Edebiyat | 2 | 08-17-2007 05:35 PM |
| o halde aşık olabılırsın | melis | Güzel Sözler / Mesajlar | 3 | 08-10-2007 05:20 PM |
| Aşık imam | FAVCIL | Karikatür | 0 | 01-28-2007 01:39 AM |
| prof. Albert Einstein'nın Atatürk'e yazdığı mektup | serseri35 | Anıları ve Hatıraları | 0 | 01-09-2007 08:01 AM |